MEDYA

HABERLER

GİZLİ KLİPLER

KADIN VE GÜZELLİK

TATİL GEZİ

TEKNOLOJİ


SPOR

MODA

VİDEO

MAGAZİN

SİNEMA REHBERİ

DEDE TORUN


« Önceki |

15/9/2008

Muğla (Akyaka) Hakkında Akyaka Turizm Beldesi

Ce: Muğla Akyaka - Muğla (Akyaka) Hakkında Akyaka Turizm Beldesi, Resimleri


ULAŞIM

Karayolu



Akyaka Beldesine ulaşım kara yolu ile yapılmaktadır. Eğer İzmir - İstanbul - Denizli tarafından geliyorsanız Muğla Marmaris arası D550 Karayolunun Muğla'dan sonra 30. km. sinde Sakar geçidinden Gökova Düzlüğüne ulaşmadan sağa doğru Akyaka levhası ile sapan bir yoldan ulaşabilirsiniz.
Yolunuz ters istikamet ise yani Antalya tarafından geliyor iseniz, Gökova Antalaya Muğla karayolunda Gökova dörtyol (Marmaris sapağı) kavşağından geldiğinizde hemen sağa doğru ağaçların içine dalan bir yol göreceksiniz ve bu yol sizi levhalar ile Akyaka'ya getirecektir.



DENİZYOLU




Denizyolu ile, Akyaka'ya gelmek pek pratik olmasa da sadece İstanbul İzmir arasındaki mesafeyi deniz yolu ile kat etmek genelde İstanbul istikametinden gelipte uzun yol araba sürmek istemeyen ve ailesiyle birlikte vakit geçirmek isteyenler için uygun olabilir.



HAVAYOLU



Akyakaka' en yakın daha doğrusu uygun olan Dalaman havalimanıdır. Dalaman Havalimanı Akyaka Beldesine 67 km. uzaklıkta olup 50-60 dakika arası bir sürede katledilmektedir. Akyaka'ya diğer yakın olan Bodrum Hava limanı 1.5 saat İzmir Havalimanı ise 2.5 saatlik bir kara yolculuğu gerektirir.
Dalaman - Akyaka - Dalaman transferleriniz bize uçuş bilgilerinizi gönderdiğiniz takdirde taksi gönderilerek gerçekleştirilecektir.



GönüL Ã�evrimdıÅ�ı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla

29/8/2008

Lara Sahilinin incisi

Lara Sahilinin incisi

5 yıldızlı LaresPark Hotel Antalya şehir merkezine 11, Side'ye 75, Kemer'e 45, Belek Golf Sahaları'na 40 km uzaklıktadır. Lara sahilinde, 60.000 m2'si kapalı alan olmak üzere 112.000 m2'lik bir alanda kurulu bulunan LaresPark Hotel, ulusal ekonomiye oldukça katkıda bulunan Park Grup yatırımlarından biridir.

LaresPark Hotel, rüyalardaki tatilleri gerçeğe dönüştürmede iddialı. Antalya'nın gözde tatil yeri Lara'daki Antalya LaresPark Hotel, konuklarına sunduğu benzersiz hizmet ile unutulmaz tatil anılarına ev sahipliği yapıyor. Yeşil ve mavinin muhteşem birlikteliğindeki rafine bir çevrede, ayrıcalıklı tatil düşleyenlere seçkin alternatifler sunan LaresPark Hotel, denizi, güneşi ve 400 metre uzunluğundaki kumsalıyla, rüyaların gerçeğe dönüştüğü, Antalya'nın keyifli tatil mekanı durumunda.

Adres: Güzeloba mevki Lara sahili 07230 Antalya / Türkiye
Tel: +90 242 351 16 00
Fax: +90 242 351 16 16 - 351 15 65
e-posta: info@laresparkhotel.com
İnternet adresi:
www.laresparkhotel.com

Konum:
Lara - Antalya
Ulaşım: Antalya'ya 11 km, havaalanına 14 km, Side'ye 75 km, Kemer'e 45 km, Belek Golf Sahaları'na 40 km uzaklıkta bulunmaktadır.
Toplam Alan: 112.000 m
Plaj Uzunluğu: 400 m
Kategori: 5 Yıldızlı

Yatak kapasitesi:
534 Oda, 1350 Yatak
Oda özellikleri: 451 Standart, 66 Ara Kapılı, 3 Junior Suit, 12 Suit, 2 Kral Dairesi mevcut. Tüm odalarda balkon, oturma bölümü, klima, direkt telefon, TV (uydu kanallı), minibar, saç kurutma makinesi, müzik kanalı, küvet, banyo telefonu, kasa, duman dedektörü bulunuyor.
Odaların %85'i deniz manzaralı.

Eğlence
Haftada 1 gün plaj partisi, gala gecesi, soft animasyon ve Türk gecesi yapılır. Amfitiyatro, sinema, çocuk kulübü, video oyunları, oyun odası, aquapark, oryantal kursu, tam gün animasyon programı, canlı müzik bulunur.

Bakım ve güzellik merkezleri
Sauna, Masaj, Güzellik Merkezi, Türk Hamamı...

Spor faaliyetleri
Fitness Centre, Tenis Kortları, Futbol Sahaları, Mini Futbol, Basketbol, Voleybol, Squash, Plaj Voleybolu, Masa Tenisi, Su Sporları, Aerobik, Bowling, Bilardo, Dart, Okçuluk, Boccia, su kaydırakları, açık havada jakuzi, açık ve kapalı yüzme havuzu, açık ve kapalı çocuk havuzu.


Yemek ve İçmek
Tüm bar ve restoranlarda sınırsız yerli ve yabancı içki, ana restoranda açık büfe kahvaltı, öğle ve akşam yemeği, geç kahvaltı olanağı, 11:00'den 14:00'e kadar snack bar, öğleden sonra kahve ve kek servisi, gece saatlerine kadar çorba ve aperatif sevisi, mini bar, saat başı sandwich servisi verilir.

Toplantı salonu kapasitesi
Hepsi özel olarak tasarlanmış teknik donanımıyla 1600 kişi kapasiteli toplantı salonu, 20, 50 ve 100'er kişilik 10 toplantı odası, fuaye, bar ve iş görüşme odaları her türlü organizasyon hizmetini ayağınıza getirir.


Restoranlar ve Barlar

Sun Flower Restaurant (ana restoran), Sultan (A'la carte Restaurant) (Türk Mutfağı), Mediterranean Restaurant (A'la carte Restaurant) (Akdeniz mutfağı), Mexican Restaurant (A'la carte Restaurant) (Meksika mutfağı), Oasis Bar (Teras Bar), Budha Bar (Lobi Bar), Tea & Coffee House (Lobi Bar), Piano Bar (Lobi Bar), Circles Disco Bar, Volcano Bar (Snack Bar), Wanda Bar (Havuz Bar), Olivia Bar (Çatı Bar), MoonFlower Bar, Caretta Bar (Plaj Bar), Mini Bar,,kaynak,sabah

29/8/2008

Taşların büyülü diyarı: ASSOS

Yüzyıllara tanıklık eden taşların sessiz tarihi, buram buram Ege kokan rüzgârın teninizi ve dalgaları süpürdüğü bir hava, serin bir deniz ve sükûnet. Bunlar sizi cezbetti mi? O zaman biraz daha devam edelim: Balık, dağ kekiği, damla sakızlı kahve, şezlong ve minder konforunu birleştiren iskeleler, zeytinyağı, gün batımı ve aşk da Assos'ta sizi bekliyor..

KÜÇÜK bir valiz toplayın; içinde mutlaka mayonuz, havlunuz, kitabınız, akşam saatleri için ince bir hırka ve fotoğraf makineniz olsun. İki günlüğüne de olsa düşün yollara. Pişman olmayacaksınız!

*ASSOS FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ...

İstanbul'dan yola çıkanlar için Balıkesir, Edremit, Altınoluk güzergâhları izlenerek veya Çanakkale yolundan İzmir yolu takip edilerek gidiliyor bu yöreye. Behramkale'ye yaklaştığınızı, köyün girişini haber veren taş köprüden anlıyorsunuz. Sonra sağlı sollu taş evler, butik oteller görüyorsunuz. Artık, dönüşte valizinize doldurup yanınızda götürmek isteyeceğiniz bir atmosfer çoktan etrafınızı sarmış oluyor bile...

Şimdi, bir yandan taş evlerin mimarisi gözünüzü okşayacak, diğer yandan tarihin izlerini taşıyan antik liman kentiyle tanışacaksınız. Bundan sonrasında, Assos sizi teslim alacak. Taş, yörenin kendine özgü dokusunda başrol oynuyor. Yollar, evler, oteller, restoranlar, çay bahçeleri hep taşla inşa edilmiş. Assos kedilerinin yastıkları bile taştan. Şunu da belirtmeden geçmeyelim: Antik dönemde Assos'un taşları zor işlendiği ve çok dayanıklı olduğu için -biraz korkutucu ama- "İnsan yiyen taşlar," denirmiş.

Assos, bir antik liman kenti olmasına karşın yerleşim ve deniz arasında 200 metrelik bir seviye farkı var. Biz deriz ki; Bemramkale'nin evlerini geride bırakın; deniz seviyesine, limana doğru kendinizi bırakın. Bu sırada antik kentin kalıntılarının yanından geçeceksiniz. Geçin gidin, çünkü tarihi kalıntılar Athena Tapınağı'nın sütunları sizi günbatımı için bekliyor olacak. Limana indiğinizde benzersiz bir Ege sahiliyle karşılaşacaksınız.

Otellerin dokuyla uyumu, başka tatil beldelerinde böylesine pek alışık olmadığımız için sizi şaşırtabilir. Daracık sokaklarda konuklarını bekleyen sıra sıra oteller ve pansiyonlar var. Konaklama için önceden rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir. Özellikle hafta sonları, yer bulmak oldukça zor. Eğer denizin hemen kıyısındaki otellerden birinde kalacaksanız deniz gören bir odayı tercih edin. Manzaranın ve camdan uzatsanız ayağınızı denize sokacakmış gibi hissetmenin keyfine diyecek yok.

Konaklayacağınız yeri ayarladıysanız limanda küçük bir tur atabilirsiniz. Restoranlar, küçük şirin barlar, dondurmacılar, yöreye özgü takılar ve süs eşyası konusunda fikir edinin; sonra da renkli minderlerin yer aldığı iskelelerden denize girin. Suyun soğuk olduğuna bakmayın iki dakika içinde ürpermeniz sona erecek. Hava yavaş yavaş kararmaya başladığında, oteldeki akşam yemeğini (genelde pansiyon ve otellerdeki konaklama ücretine kahvaltı ve akşam yemeği dahil) kaçırmayacak şekilde zamanı ayarlayın ve tarihi kalıntılara doğru yola çıkın. Önce tarihi tiyatroyu göreceksiniz.

Tiyatroyu gezdiniz; o zaman günbatımı için köye doğru yola devam. Behramkale'nin yüzü kuzeye dönük ama antik kent Ege'ye bakıyor. Buradaki kalıntılar yüzyıllardır Ege'nin imbat rüzgârına göğüs geriyor. Giriş biletinizi aldınız. Artık MÖ 10. yüzyılda Metymna (Midilli) halkı tarafından kurulduğu söylenen tarihi Assos'u soluyorsunuz. Tarihin tanıkları taşlar ve Athena Tapınağı'nın yeniden ayağa kaldırılmış sütunları karşınıza çıkıyor. Şimdi güneş de günbatımının kızıllığını almışken deklanşöre basmanın; anı ölümsüzleştirmenin tam zamanı.

CANLI MÜZİK VE ROMANTİZM
Akşam yemeği için otel yerine başka bir mekânı tercih ederseniz, limana gidebilirsiniz. Ama acele etmeyin! Daha damla sakızlı kahve içmek için zamanınız var. Köye doğru inerken sağ kolda, ateşin üzerinde fincanların ısıtıldığı bir çay bahçesi göreceksiniz. İşte o fincanlardan bir tane kapın ve Ege'ye has bu lezzeti tadın.

Kahve keyfini lezzetli bir yemek takip edecek. Balık yemeden dönmeyin. Nerede yerseniz yiyin yemeğinizi, ayın şavkının aydınlattığı Assos kıyısında canlı müzik mutlaka çalınır kulağınıza. Bu romantik Assos akşamında sevdiğinizin gözlerine bakarak şarkıya eşlik edip etmemek de size kalmış artık. Dönüşe geçmeden önce Kadırga Koyu'nu da görmenizi tavsiye ederiz. Kadırga Koyu Behramkale'den Küçükkuyu, Altınoluk tarafına giderken 5 km. sonra karşınıza çıkıyor.

Oteller ve pansiyonlarla dolu geniş koy tertemiz bir denize sahip. Nem oranının düşüklüğü ve öğleden sonra esen imbat, bunalmadan güneşlenebileceğiniz bir tatil imkânı sağlıyor. İmkânınız olursa zeytin ve zeytinyağı almadan Assos'tan ayrılmayın. Behramkale'nin şirin dükkânlarındaki altın sarısı rengiyle orijinal şişelerdeki yağlar eve gittiğinizde size bu kısa tatili hatırlatır...
İLİŞKİLİ HABERLER

29/8/2008

Cennetin vizesiz açılan kapısı

2010 yılında AB üyesi olmaya hazırlanan Hırvatistan, Adriyatik Denizi'nin en güzel koylarına sahip. Deniz ve güneşin yanı sıra tarihin gizemine kendini kaptırmak isteyenler için bu ülke son çağrısını yapıyor: Beni keşfet..
2010 yılında AB üyesi olmaya hazırlanan Hırvatistan, Adriyatik Denizi'nin en güzel koylarına sahip. Deniz ve güneşin yanı sıra tarihin gizemine kendini kaptırmak isteyenler için bu ülke son çağrısını yapıyor: Beni keşfet..
Hırvatistan, onu fotoğraflardan tanımlamaya çalışanlar için "Aman canım, Türkiye'de böyle yer çok var!" dedirticek kadar sıradan bir ülke gibidir. Kimisi için ise "Hırvatistan'da tatil mi yapılır? Savaş yok muydu orada?" gibi garip değerlendirmeler duyabileceğiniz bir bilinmeyendir. İşte bu yazı da iki yıl sonra Avrupa Birliği'ne girmeye hazırlanan bu güzel ülkenin değerini fark etmek isteyenlere rehber olması için yazıldı. 'Non bene pro toto libertas venditur auro' (Özgürlük, karşılığında dünyadaki tüm altınlar verilse de satılamaz). Dubrovnik Kalesi'nde yazılan bu söz, tarihi boyunca şehri boyunduruğu altına almaya çalışan milletlere seslenmiş. Ortaçağ kasabalarını andıran görünümününe sahip kalenin surları içinde turistleri ağırlayan Dubrovnik, marinası, koyu yeşil rengi panjurlu ve taş yapılı özgün mimarili evleriyle çok etikileyici. Burası, dört ayrı girişi olan kale içindeki 'old town'a (eski şehir) inen dik merdivenleri, saat başı çalan kilise çanları, yıkadıkları çamaşırları, camdan cama astıkları iplere saran sıcak halkı, plajları, palmiye ağaçları ve gece hayatı ile görülmeye değer.

LİMAN ŞEHRİ SPLİT
Hırvatistan'da şehirler arası yolculuklarda görülecek muhteşem manzaraları kaçırmamak adına en doğru seçim, otobüsle seyahat etmek. Dubrovnik'ten beş saatlik konforlu bir karayolu yolculuğuyla Split'e geldiğinizde ilk dikkati çeken tüm şehri saran ağır balık kokusu. Ancak sonradan bir balık lokantasında o lezzetli deniz ürünlerini tattığınızda bu kokunun sebebini anlıyorsunuz. Zaten bolluğundan dolayı ülkenin madeni paralarına bile balık resmi basılmış. Ayrıca burada belirtmek gerekir ki, bizim için İzmir ne ise Hırvatlar için de Split o. Roma İmparatoru Diocletian'ın Sarayı ve etrafını çeviren surlar 'old town' dediğimiz merkezi oluşturuyor. Split kentinin marinası her yıl büyük bir yatçılık fuarına ev sahipliği yapıyor. Split aynı zamanda Hırvatistan'ın deniz yoluyla İtalya ile olan bağlantısının sağlandığı bir geçiş noktası. İtalya'nın Ancona kentine düzenli feribot seferleri düzenleniyor. Açıklarında bulunan üç adaya da buradan gidiliyor. Split akşamın belirli bir saatinden sonra sakin bir havaya bürünen sessiz bir şehir. Özellikle hemen herkesin fanatiği olduğu Hajduk Split futbol takımının maçı olduğu saatlerde... Avrupa Kupaları'nda adını sıkça duyuran takım, tüm şehrin sembolü haline gelmiş. Split kentinden günübirlik turlarla ya da her birine saat başı seferlerle ulaşabileceğiniz Brac, Hvar ve Vis adaları adeta cennetin deniz manzaralı balkonları gibi. En yakını Brac 45 dakika, en uzağı Vis ise iki buçuk saatlik bir deniz yolculuğuyla ulaşılabilecek mesafede. Holywood'un ünlü yıldızları Sharon Stone ve Brad Pitt'in de müdavimi olduğu Hvar adası için ünlü yönetmen Steven Spielberg, "Dünyanın en güzel adası," diyor. Kiliseleri, el değmemiş bakir koyları, zeytin ve portakal ağaçları ve özellikle gençlerin yazın gruplar halinde giderek çılgın partiler düzenlediği eğlence ortamıyla adalar, Hırvatistan'da mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

HER KÖŞESİNDE SANAT VAR
Başkent Zagreb'i anlatmaya kelimeler yetmez. Bir şehir düşünün, yalnızca kafelerinde oturup içkinizi yudumlayarak akşamı yapabileceğiniz; güneyindeki dev Maksimis Parkı'ndaki botanik bahçesinde kaybolmanın tadına varabileceğiniz... Her köşesindeki sanat etkinliklerini izleyebilmek için koşuşturmaktan başınızı döndürecek bir başkent. Kenti bir dönem Osmanlı akınlarından kurtaran generalvali Ban Josip Jelacic'in heykelinin bulunduğu ve adının verildiği meydan, başkentin buluşma noktası. Buradan meydandaki turizm ofisinden alacağınız yürüyüş parkuru haritalarıyla tüm görülmesi gereken yerlere kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Üç saatlik bir yürüyüşle tüm tarihi mekânlar gezilebiliyor. Jelacic Meydanı'nın yukarısında bulunan görkemli Zagreb Katedrali, önündeki Meryem heykeli, eşsiz çatı motifiyle St. Mark Kilisesi, ünlü markaların bulunduğu Ilıca Caddesi, Ulusal Opera Binası turistlerin başlıca uğrak yerleri. Ilıca Caddesi'nden St. Mark Katedrali'nin bulunduğu tepeye çıkan yalnızca 66 metrelik uzunluğuyla dünyanın en kısa mesafeli fünikülerine mutlaka binilmeli. Buradan şehrin panoramik görüntüsünü de bir fotoğraf karesine sığdırabilirsiniz. Zagreb'in gece hayatı ise sabaha kadar uyumak istemeyeceğiniz kadar alternatifi içinde barındırıyor.

KRAVATA SAHİP ÇIKAMADILAR

Hırvatistan bugün 'medeniyet yuları' denilen kravatın anavatanı. 17. yüzyılda Fransa Kralı 14. Louis'nin ordusunda lejyoner asker olarak görev yapan Hırvat gençlerinin boynuna sevgilileri tarafından geri döneceklerinin sembolü olsun diye bir kumaş takılıyordu. Fransa'ya giden Hırvat askerlerin boynundaki bu kumaş 14. Louis'nin çok hoşuna gitti. Terzilerine "Hemen bana bundan bir tane yapın," deyince de kravat Fransızlara mal edildi. Hemen hemen her Hırvat'ın sahip olduğu Croata marka kravatların üreticisi, müşteri paketlerine bu öyküyü de iliştirerek geçmişe sahip çıkmaya çalışıyor. Ama Hırvatlar kravata sahip çıkma konusunda pek başarılı değil. Örneğin, 2005 yılında Türkiye'de yayınlanan Kim 500 Milyar İster? yarışmasında bir yarışmacı "Kravat hangi ülkeden çıkmıştır?" sorusuna "Fransa," yanıtını vermiş ancak doğru cevap Hırvatistan çıkınca '"Hakkımı yediler. Doğrusu Fransa'ydı," diye mahkemeye başvurmuştu.,kayak,sabah
Haberin fotoğrafları

29/8/2008

Tanrıların oturduğu dağ: Olimpos

Yunanistan'ın en yüksek dağı olan Olimpos dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların oturduğu dağdır. Tanrıların kralı Zeus'un meskeni olan Olimpos, Zeus dışında, Yunan mitolojisinin 12 büyük tanrısının evidir. Bu 12 büyük tanrıya, diğer ufak tanrılardan ayırmak için, "Olimpiyan" (Olympian) veya "Olimposlu tanrılar" da denir.

Olimpos'da sürekli olarak yaşayan ve her kaynakta Olimpiyan olarak geçen 10 tanrı vardır bunlar: Zeus, Hera, Poseidon, Ares, Hermes, Hephaistos, Afrodit, Apollo, Athena, Artemis'tir.

Bunların dışında, 12'lik Olimpiyan tanrılarından zaman zaman sayılan, zaman zamansa sayılmayan, ve sürekli olarak Olimpos'da bulunmayan 4 tanrı vardır: Hades, Demeter, Dionysos, Hestia. Hestia Olimpos'daki yerini Dionysos'a bırakarak insanlar arasında yaşamaya başlamıştır. Yer altı ve ahiretin tanrısı olan Hades ise, Çoğu zaman Olimpiyan sayılmasına karşın genelde yer altında yaşadığı için sürekli Olimpos'da yaşamaz. Demeter'in kızı olan Persephone da 6 ay yer altı dünyasında kocası Hades ile yaşar, 6 ay ise Olimpos'da diğer tanrılar ve Demeter'le yaşar.

Olimpiyan olarak adladırılabilen bu 14 tanrıyı görevleriyle beraber sıralarsak:

Zeus; tanrıların kralı, en büyük tanrı, Olimpos'un ve tanrılar da dahil olmak üzere her şeyin yöneticisi.
Hera; Zeus'un karısı, evliliğin tanrıçası.
Poseidon; Okyanusların, denizler aleminin tanrısı. Zeus'dan sonra gelen 2 büyük tanrıdan biri (diğeri Hades).
Hades; Yer altının ve ahiretin tanrısı, ölen insanların ruhlarıyla o ilgilenir, Zeus'dan sonraki en büyük 2 tanrıdandır (diğeri Poseidon).
Athena; Zekâ, sanat, eğitim ve savaş tanrıçası.
Ares; Savaş ve kahramanların tanrısı.
Hephaistos; Ateşin ve demirciliğin tanrısı. Tanrıların demircisidir.
Apollo; Müzik, sağlık ve şifa tanrısı.
Artemis; Avcılığın ve hayvanların tanrıçası.
Hermes; Hırsızların ve yolcuların tanrısı.
Afrodit; Aşkın, cinselliğin ve fiziki güzelliğin tanrıçası.
Hestia; Evin, ailenin ve ocağın tanrıçası.
Demeter; Doğanın, tarımın ve bereketin tanrıçası.
Dionisos; Sarhoşluğun ve şarabın tanrıs,kannaksabah

Bağlantılarım

Blogcu ile yapıldı